Eklenme Tarihi : 22.07.2015 12:44 Düzenlenme Tarihi : 22.07.2015 13:28 Okunma : 101
A.Furkan UYAR'ın haberi
Savaş başlayalı 4 sene bitti 5.senedeyiz Suriye’de şuan itibariyle yetim kalan çocukların sayısı 600 bini aştığı belirtiliyor. Bu çocuklardan önemli bir kısmı kriz bölgelerinin uzağında ama bombaların altında olan çocuklarda var. İHH'ın geçen sene irtibat kurduğu Suriyeli çocuk sayısı 250 binin üzerinde. Suriye’de 80 civarında okulun ihtiyaçlarını gideriliyor.
İHH Yetimlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Murat Yılmaz, Afrika ve Asya'da ki misyoner faaliyetlerinin oradaki İslam ümmetinin yetimlerine karşı tehlike boyutları hakkında Ülkehaber.com'a çarpıcı açıklamalarda bulundu:
"Misyonerlerin yapmış olduğu çalışmalar çok uzun dönemlere dayanıyor. Batının Afrika’da köleciliğin kaldırılmasıyla ilgili daha doğrusu Amerika’da 1810’lu 1820’li yıllardan itibaren çalışmaların yönünü misyonerlik olarak değiştirdiler. Çünkü köleliğin kaldırılmasından sonra bir şekilde yine insanların uysal tutulması kendi istedikleri yönde hareket etmeleri için bu gereç olarak kullandılar. Ayrıca bölgenin modern anlamda sömürgeleştirilmeye devam etmesi için misyonerlik çok önemli bir araç olarak kullanıldı. Yani evet işgaller bitti, insanlar kendi özgürlüklerini, bağımsızlıklarını kazanmaya başladılar fakat kaynaklar bitmediği için sömürme süreci de devam edeceği için bunu misyonerler faaliyetleri yürüterek çok başarılı oldular.
Biz batılılar gibi sizde modern olun
Neden çok başarılı oldular? Birincisi bu bahsettiğimiz iki asırlık dönemde bu akımlar yükselirken İslami akımlar ve İslam dünyası sürekli savaşlarda kendi içlerinde ki çatışmalarla ciddi bir gerileme ve çöküş dönemindeydiler. Bundan dolayı biz onların bu tür hamlelerine cevap veremedik. Bundan dolayı da misyonerlik dünyada çok ciddi bir şekilde yayıldı. Aslında başlangıçta kalkınma hareketi bir medenileştirme hareketi olarak gösterdiler dünyaya. Yani siz bu misyonerlik hareketine dahil olun sizde medeni olun. Biz batılılar gibi sizde modern batılılara katılın gibi…
Afrika'da Hristiyanlar öne geçti
Bugün hala bu konuda ciddi bir uyanış söz konusunun olmadığını görüyoruz. Afrika’nın Malabi ülkesinde 1950 yılında aynı zamanda dini anlamda da çalışma yapılmış olan nüfus sayımında halkın yüzde 75 kendini Müslüman olarak tarif etmiş. Bu nüfus sayımı 2008’de bir daha yapıldığında ise Müslümanların sayısı yüzde 13’e düşmüş. Afrika genelinde de Ahmet Kavas hocanın bir araştırmasında 1906’lı yıllarda Hristiyanların oranı yüzde 6, bugün gelinen noktada ise yüzde 55’i geçmiş durumda. Yani bir asırlık süre içerisinde Müslümanların en kalabalık olduğu yer Afrika’yken şimdi maalesef Hristiyanlar bu konuda öne geçti.
Tehlike çok ciddi boyutlarda
Bu misyoner örgütler çok tesirliler, çünkü gittikleri coğrafyayı çok iyi okuyarak gidiyorlar. Oraların ihtiyaçlarını çok iyi biliyorlar, insanlarım mahrumiyet duyduğu konularda çok ciddi çalışmalar yapıyorlar. Bizler Müslüman kurumlar olarak aynı şeyi yapamıyoruz. Yani bir Fransız misyoner bayan çıkıyor evinden gidiyor Afrika’nın elektriği, suyu, kanalizasyonu olmayan bölgelerinde senelerce çalışıyor. Bu aynı zamanda bir fedakarlıktır, misyonerler bu konuda fedakarlık yapabiliyorlar. Ama Müslüman aynı şekilde maalesef çalışamıyorlar. Bu çerçeve de çok ciddi bir tehlike söz konusu.
Afrika’da değil dünyanın her tarafındaki yetim çocukları özellikle misyoner örgütler bir dönüştürme aracı olarak görüyor. Mesela her hangi bir çocuğu alıyor yetiştiriyor, çok iyi okullarda okutuyorlar ve sonra başbakan, cumhurbaşkanı, milletvekili ya da emniyet müdürü olarak o ülkede tekrar yerleştirdiği zaman bir şekilde hayat onların istediği gibi akmaya devam ediyor. Zamanla da bu insanlar tabi ki etkili oldukları zamanlarda toplumu dönüştürebiliyorlar. Bu şekilde bir akışları var. Mesela Kazakistan’da 500 bin kazağı Hristiyanlaştığını biliyoruz, Kırgızistan’da da 250 bin Kırgız Hristiyanlaştı.
İnsanların dinlerini ahlaksızca alıyorlar
Sadece Afrika’da değil balkanlarda 2 binin üzerinde misyoner örgüt çalışma yapıyor. Balkanlarda 12 milyon Müslüman var, burada çok sıkı misyoner çalışmaları oluyor. Ve bunlar yasal bir zemin üzerinde çalışıyorlar. Kazakistan’da çalışan yehova şahitleri gayrimeşru çalışmıyor o ülkenin yasaları buna müsaade ediyor. Ama ben Almahata’daki yehova şahitleri merkezini gördüğümde inanamadım, çünkü gördüğüm ülkenin en büyük binalarından birisi yehova şahitlerinin merkeziydi. Buna 2009 yılında şahit oldum. Şimdi o 500 kazağın Hristiyanlaşması belki 700 bin oldu. Hem sinsi hem biraz gizli biraz açıktan ama muhakkak ki yasal zemine oturtarak çalışmalarını yapıyorlar. Çünkü görünürde ya İngilizce öğretiyorlar ya kurs açıyorlar ya çocuklara okul açıyorlar ya da hastane açıyorlar yani bir şekilde o bölgenin ihtiyacını gideriyorlar. Ama öte taraftan bunu yaparken de insanların dinlerini ahlaksızca alıyorlar çünkü temel amaçları bu. Amacı o ülkenin rengini değiştirmek çocuklarını alıp onları Hristiyanlaştırmak ve kendi emelleri, amaçları doğrultusunda uzun vadeli yatırımlar yapmak, maalesef bu konuda da başarılılar.
Bu konuda İslam dünyasının uyanık olması gerekiyor.
2013’de İHH olarak Dünya Yetimler Günü başvurumuzu İslam İşbirliği Teşkilatı kabul etti. Geçen sene Dünya Yetimler gününün ilki idrak edildi. Ramazan ayının 15.günü Dünya Yetimler günü oldu. Bu seneki Dünya Yetimler gününün ana konusunu ‘Yetimhanelerim İhyası’ olarak belirledik yani iyileştirilmesi. Bu seçimimizin önemli nedeni ise misyoner örgütlerin özellikle Müslümanların yetimhanelerinin de zayıf olduğu yerlerde bir çok misyoner örgüt çalışma yapıyorlar. O yüzden özellikle bu konuyu seçtik. Öyle yetimhaneler gördüm ki bir yatakta 4 çocuğun yattığı, elektriği, tuvaleti, banyosu olmayan, camı, çerçevesi olmayan yetimhaneler var. Dolayısıyla biz islam dünyası olarak kendi yetimhanelerimize sahip çıkarsak bir anlamda misyonerlerin çalışmalarına engel olmuş olacağız."
furkan.uyar@ulkehaber.com
Savaş başlayalı 4 sene bitti 5.senedeyiz Suriye’de şuan itibariyle yetim kalan çocukların sayısı 600 bini aştığı belirtiliyor. Bu çocuklardan önemli bir kısmı kriz bölgelerinin uzağında ama bombaların altında olan çocuklarda var. İHH'ın geçen sene irtibat kurduğu Suriyeli çocuk sayısı 250 binin üzerinde. Suriye’de 80 civarında okulun ihtiyaçlarını gideriliyor.
İHH Yetimlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Murat Yılmaz, Afrika ve Asya'da ki misyoner faaliyetlerinin oradaki İslam ümmetinin yetimlerine karşı tehlike boyutları hakkında Ülkehaber.com'a çarpıcı açıklamalarda bulundu:
"Misyonerlerin yapmış olduğu çalışmalar çok uzun dönemlere dayanıyor. Batının Afrika’da köleciliğin kaldırılmasıyla ilgili daha doğrusu Amerika’da 1810’lu 1820’li yıllardan itibaren çalışmaların yönünü misyonerlik olarak değiştirdiler. Çünkü köleliğin kaldırılmasından sonra bir şekilde yine insanların uysal tutulması kendi istedikleri yönde hareket etmeleri için bu gereç olarak kullandılar. Ayrıca bölgenin modern anlamda sömürgeleştirilmeye devam etmesi için misyonerlik çok önemli bir araç olarak kullanıldı. Yani evet işgaller bitti, insanlar kendi özgürlüklerini, bağımsızlıklarını kazanmaya başladılar fakat kaynaklar bitmediği için sömürme süreci de devam edeceği için bunu misyonerler faaliyetleri yürüterek çok başarılı oldular.
Biz batılılar gibi sizde modern olun
Neden çok başarılı oldular? Birincisi bu bahsettiğimiz iki asırlık dönemde bu akımlar yükselirken İslami akımlar ve İslam dünyası sürekli savaşlarda kendi içlerinde ki çatışmalarla ciddi bir gerileme ve çöküş dönemindeydiler. Bundan dolayı biz onların bu tür hamlelerine cevap veremedik. Bundan dolayı da misyonerlik dünyada çok ciddi bir şekilde yayıldı. Aslında başlangıçta kalkınma hareketi bir medenileştirme hareketi olarak gösterdiler dünyaya. Yani siz bu misyonerlik hareketine dahil olun sizde medeni olun. Biz batılılar gibi sizde modern batılılara katılın gibi…
Afrika'da Hristiyanlar öne geçti
Bugün hala bu konuda ciddi bir uyanış söz konusunun olmadığını görüyoruz. Afrika’nın Malabi ülkesinde 1950 yılında aynı zamanda dini anlamda da çalışma yapılmış olan nüfus sayımında halkın yüzde 75 kendini Müslüman olarak tarif etmiş. Bu nüfus sayımı 2008’de bir daha yapıldığında ise Müslümanların sayısı yüzde 13’e düşmüş. Afrika genelinde de Ahmet Kavas hocanın bir araştırmasında 1906’lı yıllarda Hristiyanların oranı yüzde 6, bugün gelinen noktada ise yüzde 55’i geçmiş durumda. Yani bir asırlık süre içerisinde Müslümanların en kalabalık olduğu yer Afrika’yken şimdi maalesef Hristiyanlar bu konuda öne geçti.
Tehlike çok ciddi boyutlarda
Bu misyoner örgütler çok tesirliler, çünkü gittikleri coğrafyayı çok iyi okuyarak gidiyorlar. Oraların ihtiyaçlarını çok iyi biliyorlar, insanlarım mahrumiyet duyduğu konularda çok ciddi çalışmalar yapıyorlar. Bizler Müslüman kurumlar olarak aynı şeyi yapamıyoruz. Yani bir Fransız misyoner bayan çıkıyor evinden gidiyor Afrika’nın elektriği, suyu, kanalizasyonu olmayan bölgelerinde senelerce çalışıyor. Bu aynı zamanda bir fedakarlıktır, misyonerler bu konuda fedakarlık yapabiliyorlar. Ama Müslüman aynı şekilde maalesef çalışamıyorlar. Bu çerçeve de çok ciddi bir tehlike söz konusu.
Afrika’da değil dünyanın her tarafındaki yetim çocukları özellikle misyoner örgütler bir dönüştürme aracı olarak görüyor. Mesela her hangi bir çocuğu alıyor yetiştiriyor, çok iyi okullarda okutuyorlar ve sonra başbakan, cumhurbaşkanı, milletvekili ya da emniyet müdürü olarak o ülkede tekrar yerleştirdiği zaman bir şekilde hayat onların istediği gibi akmaya devam ediyor. Zamanla da bu insanlar tabi ki etkili oldukları zamanlarda toplumu dönüştürebiliyorlar. Bu şekilde bir akışları var. Mesela Kazakistan’da 500 bin kazağı Hristiyanlaştığını biliyoruz, Kırgızistan’da da 250 bin Kırgız Hristiyanlaştı.
İnsanların dinlerini ahlaksızca alıyorlar
Sadece Afrika’da değil balkanlarda 2 binin üzerinde misyoner örgüt çalışma yapıyor. Balkanlarda 12 milyon Müslüman var, burada çok sıkı misyoner çalışmaları oluyor. Ve bunlar yasal bir zemin üzerinde çalışıyorlar. Kazakistan’da çalışan yehova şahitleri gayrimeşru çalışmıyor o ülkenin yasaları buna müsaade ediyor. Ama ben Almahata’daki yehova şahitleri merkezini gördüğümde inanamadım, çünkü gördüğüm ülkenin en büyük binalarından birisi yehova şahitlerinin merkeziydi. Buna 2009 yılında şahit oldum. Şimdi o 500 kazağın Hristiyanlaşması belki 700 bin oldu. Hem sinsi hem biraz gizli biraz açıktan ama muhakkak ki yasal zemine oturtarak çalışmalarını yapıyorlar. Çünkü görünürde ya İngilizce öğretiyorlar ya kurs açıyorlar ya çocuklara okul açıyorlar ya da hastane açıyorlar yani bir şekilde o bölgenin ihtiyacını gideriyorlar. Ama öte taraftan bunu yaparken de insanların dinlerini ahlaksızca alıyorlar çünkü temel amaçları bu. Amacı o ülkenin rengini değiştirmek çocuklarını alıp onları Hristiyanlaştırmak ve kendi emelleri, amaçları doğrultusunda uzun vadeli yatırımlar yapmak, maalesef bu konuda da başarılılar.
Bu konuda İslam dünyasının uyanık olması gerekiyor.
2013’de İHH olarak Dünya Yetimler Günü başvurumuzu İslam İşbirliği Teşkilatı kabul etti. Geçen sene Dünya Yetimler gününün ilki idrak edildi. Ramazan ayının 15.günü Dünya Yetimler günü oldu. Bu seneki Dünya Yetimler gününün ana konusunu ‘Yetimhanelerim İhyası’ olarak belirledik yani iyileştirilmesi. Bu seçimimizin önemli nedeni ise misyoner örgütlerin özellikle Müslümanların yetimhanelerinin de zayıf olduğu yerlerde bir çok misyoner örgüt çalışma yapıyorlar. O yüzden özellikle bu konuyu seçtik. Öyle yetimhaneler gördüm ki bir yatakta 4 çocuğun yattığı, elektriği, tuvaleti, banyosu olmayan, camı, çerçevesi olmayan yetimhaneler var. Dolayısıyla biz islam dünyası olarak kendi yetimhanelerimize sahip çıkarsak bir anlamda misyonerlerin çalışmalarına engel olmuş olacağız."
furkan.uyar@ulkehaber.com



